Ara
  • Ayşe Serra Saygili

Fırsatları Görebilmek İçin Zihniyet Değişimi

En son güncellendiği tarih: May 7


Hepimizin aynı sayfada olduğundan emin olmak için kendimize “İş dünyasında fırsat ne demek” diye sorarak başlayalım.


İş dünyasında fırsat; Bir pazarda henüz çözümü bulunmamış insani bir ihtiyaca çözüm bulmak demek. Ve aynı zamanda eğer siz o ihtiyacı karşılarsanız faydalı, başarılı ve zengin olursunuz demek. Bu kadar basit ve gerçek.

Peki hepimizin bu krizi fırsata dönüştürmek dediği klişede biz nasıl bir fırsat görmeliyiz?

Sorumuz bu.


Öncelikle COVIF-19 sürecindeki duygusal gelişimimizden başlayalım:



Başımıza beklenmedik ve istemediğimiz birşey geldiğinde ilk önce onu inkar ederiz. Kendimizi hiçbirşeyin göründüğü gibi olmadığına inandırmaya çalışırız. Hepimiz ilk başta COVID-19 ile ilgili aynı şeyleri hissettik ve düşündük - "Abartacak birşey yok canım, siz de!". Hayatlarımızdan alıkonma fikrinden nefret ettik ve herşeyin bir medya spekülasyonu olduğunu düşünerek sayısız senaryo kurduk kafamızda.

Biraz zaman sonra (bu geçen zamanların az mı, çok mu olduğunu artık anlamak öyle zor ki - adeta zaman büküldü) gündemdeki maskeler, karantina ve işe gidememek söz konusu olunca bir hışım hayat düzenlerimizi büyük bir motivasyonla evlere taşımaya koyulduk. Yoga matları alındı, sporlar yapıldı, Home office hevesleri ve heyecanları yaşandı, evlerimizin minik şefleri olduk da olduk. Virüsün varlığından ziyade hayatımızı ve işimizi korumak için mücadele vermeye başladık.


Ardından depresyon geldi. Sporu bıraktığımız, işteki verimliliğimizi kafaya takmadığımız, duygusal arayışlarımızı yemek yiyerek kapatmaya çalışıp herşeyin bitmesini beklediğimiz enerjimizin düştükçe düştüğü garip bir dönem…


Bu süreçler herkes için farklı uzunluklarda yaşanabilir tabiki. Bazıları belki hala inkar noktasındayken bazılarımız kabullenme döneminde yükselişe geçti bile. Darısı hepimizin başına.


Kabullenme dönemi aynı zamanda umut dönemi ve enerjinin yeniden yükselmeye başladığı dönemdir. Bu dönemde artık gelecekle ilgili yeni heyecan ve maceralara daha açık olup aksiyon almakla ilgili kendimizi motive hissedebiliriz. Yani kısacası biz bu süreçle ilgili kabulleniş dönemine ne kadar hızlı geçersek işimizi de kendimizi de rakiplerimize göre çok daha hızlı ayağa kaldırabiliriz.

İŞİMİZİ AYAĞA KALDIRMAK NE DEMEK?


Gerek üretim, gerek işleyişte küçük büyük tüm şirketler bu dönemden negatif etkilendiler ve ne yazık ki etkilenmeye de devam ediyorlar. İnsanın psikolojik dönemindeki inkar fazını henüz geçemeyenler ya da zor geçenler hala “eski hayat” olduğuna inanıp herşeyin eskiye dönüp normal düzeninde işleyebileceğine karşı umutlular. Yanlış.


Hepimizin hızlıca kabul etmesi gereken tek birşey varsa bu da artık eski alışkanlıklarımızın bir çoğunu kaybedebileceğimiz ve yepyeni bir hayata ve alışkanlıklara başlayabileceğimiz gerçeğidir.


Bir saniyeliğine herşeyi durdurup baktığımızda; eğitim sistemi, evden çalışma düzeni, kalabalık etkinliklere yaklaşım, sosyalleşme alanları gibi eski ve yeni olmak üzere kökten değişecek hayat rutinlerimiz var artık.

E sizin işiniz eski dünyada tıkır tıkır işliyordu, bu Yeni Normal dünyada hayatta kalabilmesi için ne yapmalısınız?


Burada devreye temel inovasyon ihtiyacı giriyor. İnsanların ihtiyaçlarını anlamak ve iş modelinizi o ihtiyacı karşılayacak şekilde adapte etmek.

Peki biz bunun için doğru zihin yapısında mıyız acaba?

FIRSATLARI GÖREREK İNOVATİF YAKLAŞIMLARI ENTEGRE EDEBİLMEK İÇİN ZİHNİYET DEĞİŞİMİ:


Hayatımıza ingilizceden girerek sonradan türkçeye çevrilen kelimelerle ilgili "anlamını tam verememe" hissiyatını bilirsiniz. Bu yüzden Zihniyet Değişimi derken “Mindset Shifting” demek istediğimiz vurguyu buraya bırakmak istedik. Aklınızda bulunsun diye.


1) SAKİN OLUN VE SAKİN KALIN

Yaratıcı düşünme ve çözüm üretebilme yetileri için öncelikle şu panik halimizi artık bir kenara bırakmamız gerekiyor. Çok fazla endişemiz olduğunun farkındayız ama tüm streslerinizi kapının dışında bıraktığınız 2-4 saatinizi işinize sıfır endişeyle odaklayabildiğiniz bir zaman ayırabileceğinizden de eminiz.


Zaten kabul etmeliyiz ki ortalama 21 gün olan alışma sürecini karantina ve virüs fikirleriyle çoktan tükettiğimiz için hepimizi bir sakinlik aldı gidiyor - adeta fırtına öncesi sessizlik.


Yaratıcı bir ortam yaratarak sakin ve odaklı bir şekilde işinizin yeni normal dünyada iyi performans gösteremeyeceği yerlerini belirleyerek bu alanları nasıl iyileştirebileceğinizi düşünmeye başlayabilirsiniz.

2) UMUTLU OLUN


Herşeyden önce kendinize, yapabileceklerinize ve iş modelinize güvenerek başlamalısınız bu sürece. Yeni birşey yapmaya başladığımızda kendimize şunları sormaya ve söylemeye eğilimimiz olur;


  • Bunu daha önce kesin yapmışlardır. Ben nasıl çözebilirim ki bu konuyu?

  • Bu konuya bir çözüm bulup deneyip başarısız olan birçok proje duydum, ben nasıl başarılı olabilirim ki?

  • Bu şirkette daha önce aynı konu ile ilgili defalarca yeni fikirler bulunmaya çalışıldı ve bulunamadı. Ben neden bir anda bulabilecek kişi olabilirim ki? Onlar bulamadıysa ben hiç bulamam!


Bu kurban psikolojisinden bi çıkalım, nolur.

Eğer bu yaklaşımın herhangi bir yerinde doğruluk payı olsaydı bu zamana kadar defalarca hata yapmasına rağmen denemeye devam ettiği için kazanan kişilerin hikayesi asla olmazdı. Denemek ve yanılmak muhteşem şeyler, mesele ki siz denemeyi ve başarılı ihtimalleri görmeyi bırakmayın.


Hemen size günümüz dünyasında bakıp bakıp güldüğümüz bir örneği hatırlatmak istiyorum;


Artık yeni hiçbir şey yok . İcat edilebilecek her şey icat edildi.

Charles Duell - Amerika Patent Dairesi Başkanı, 1899


3) POZİTİF OLUN


Pozitif olmak tüm dünyada toz pembe bakıp yarın herşeyin harika bir hale geleceği yanılgısına kapılmak demek değildir #nopollyannahere . Pozitif olmak demek fikirlerin çıkış noktasında ve fikirlerinizi geliştirdiğiniz kişilere karşı en ufak bir fikir kırıntısının bile büyüyüp gelişerek güçlü bir noktaya varabileceğiyle ilgili pozitif bir tutumda olmak demektir.

Eğer bir fikir parıltısını henüz başlarken saçma bulduğunuz için öldürüp geliştirmeye çabalamazsanız belki de harika bir başlangıca hiç şans vermemiş olabilirsiniz.

Aynı Wright kardeşlerin uçan bir cisim yapmak isteme noktasında birbirlerine “saçma sapan konuşma, uçan cisim mi olur” diyerek bu fikri sonsuza kadar öldürüp bu harika başarıyı yakalamamaları ihtimali gibi.

4) BELİRSİZLİKLER İÇİNDE PANİK YAPMAYIN


Yaratıcılık ve inovasyonun olduğu problemler analitik problemlere de çözümlerine de pek benzemezler. Analitik bir sorununuz olduğunda 2+2 için rahatlıkla 4 diyebilirken bazen insani ihtiyaçların temel alındığı iş problemlerinde sorunun kendisini bile görmekte zorlanabilirsiniz.

Alışık olmayan kişiler için stresli olduğunu söyleyebilirim ama bunu da herkesin yaşadığını bilmenizi isteriz.


Size tavsiyemiz bu süreçlerde fikrine güvendiğiniz 4-5 kişilik gruplarla çalışmanız, bolca fikir birliği ve oylama yöntemlerini kullanarak birbirinizi ikna etmeniz yönünde olacaktır. Kim bilir belki bir fikir üzerinde kafa patlatırken ondan bambaşka bir sonuçla çıkabilirsiniz, bir şans verin.

5) DEĞİŞİKLİĞE AÇIK OLUN

Konfor alanında hareket etmek çabasız olduğu için en kolayıdır ve çok işimize gelir. Hal böyle olunca da yerleşik düzenimiz, alışkanlıklarımız ve kolay hayatımızı elden kaybetmemek için kendimizi mücadele ederken yakalayabiliriz. Bu aslında gelişimimizi durduran ve bizim ilerlememizi engelleyen en büyük tuzaklardan biridir.

Belki sert olabilir ama şu örneği vermek istiyoruz;


Diyelim ki bir restoran sahibisiniz ve 2 ay önce karantinadan dolayı işletmenizi durdurmak zorunda kaldınız ve iş yapamıyorsunuz.

Birinci senaryoda evde herşey düzelse de siz de restoranınızı kaldığı yerden yeniden hayata geçirseniz diye bekleyebilirsiniz.

İkinci senaryoda ise hayatın bundan sonra böyle gitme ihtimalleri ve öngörülerini düşünerek restoran fikrinizi insanların evlerine nasıl sağlık endişesi olmadan ulaştırabileceğiniz ile ilgili fikir geliştirip hayata sokabilirsiniz.

Böylelikle hem zaman hem de para kaybetmemiş olursunuz. Değişiklikten korkmayın gelişememekten korkun.

6) BÜYÜK DÜŞÜNÜN


Korkmayın. Temkinli olmak her zaman güvenlidir fakat iş hayatında korkunun sizi büyümekten alıkoymasına da izin vermeyin.

Risk almamak için küçük değişiklikler yapmaya çalışırken bir başkasının iyi bir risk analiziyle çok büyük bir fikri hayata geçirdiğini gördüğünüzde üzülebilirsiniz.

Sıfır risk diye birşey yoktur, riskler de planlanabilir ve yönetilebilirler bu yüzden risk almaktan korkmayın. Büyük düşünün, büyük olsun!

7) HIZLI DÜŞÜNÜN HIZLI AKSİYON ALIN


Fırsat ortamları aniden ortaya çıkar ve siz aksiyon almadan aniden ortadan kalkabilirler. O yüzden hem fikirlerinizi geliştirmek için hem de ortaya çıkan fikirlerinizi hayata geçirmek için fazla zaman kaybetmeyin. Fikrin başarısıyla ilgili endişeleriniz varsa her zaman küçük bir prototipini test etmek için deneyebilir ve gelişim noktalarını görebilirsiniz.


Unutmayın en iyi diye birşey yoktur her zaman daha iyisi vardır.

Herşey önce bizde başlıyor. Biz kendi yaklaşımlarımızı değiştirerek başlarsak bu işimize de, çevremize de birlikte çalıştığımız insanlara da yansır. Ve bu süreci bekleyerek ve kaybetmekten korkarak geçirmek yerine bize kalan zamanları iş fırsatları yaratmaya çalışarak kullanabiliriz.


Sevgiler,

Ayşe Serra Saygılı

26 görüntüleme

SEED MC © 2017. All rights reserved.

  • Black Instagram Icon