Ara
  • Ayşe Serra Saygili

İnovasyon İle İş Yerinde Nasıl Terfi Edilir?



Terfi etmeeek…


Her sabah gün doğumunu ofisten izlerken, hafta-içi 22:00'de Netflix başında uyuyakalırken, köpeği gezdirirken, yemek yerken, duş alırken...her an aklımızda. Kazanç elde etmenin yanı sıra başarılı olduğumuzu da bu sayede hissetmek, hissetmek, hissetmek istiyoruz.Hatta bazen yalnızca terfi istemek de değil, bir de zaman zaman bunun bize bir sürpriz şekilde duyurulmasını istediğimiz hayaller de kuruyoruz.Şak diye tümşirket@mail.com’a atılan bir duyuru ile adımızı altın harflerle terfi edenler listesinde görmek, yıl sonu yemeğinde bir anda sahneye çağrılıp plaketler içinde başarımızı kutlamak ya da insan kaynakları odasına davet edilip kulaklarımıza inanamadığımız yeni maaşımızla neler yapacağımızı hayal etmek.


Peki..iyi hoş güzel de bizim birkaç sorumuz var;

Tam olarak kimden istiyoruz bunu? Bir terfi nasıl sürpriz olabilir? Ya da konuya biraz daha farklı bir yerden bakmak istersek... Terfi verilen bir şey midir? Yoksa alınır mı? Kendimizi ve yaptığımız işin başarısını nasıl kanıtlayabiliriz?


Bütün bu sorulara yanıt bulabilmeniz ve kontrolü yeniden elinize alabilmeniz için sizi günlük işlerinizde kullanabileceğiniz inovasyon yaklaşımı ile tanıştırmak istiyoruz.Başlamadan önce bir durum analizi yapalım.


SİZ ÇALIŞAN EĞRİSİNDE KENDİNİZİ NEREDE GÖRÜYORSUNUZ?


STANDART ÇALIŞANÇalışan eğrisinin ilk kademesidir. Bir iş yerinde var olmak için minimumda “zaten” yapılması gerekeni yaparak belirli bir çizgiyi yakalayıp bunu istikrarla koruyan kişilerdir. Şirketlerdeki çoğunluk kesimi sembolize ederler.Bu kişiler işe vaktinde gelir vaktinde giderler, işleri tam kendilerinden istendiği gibi yaparlar, proje teslim zamanlarını geciktirmezler, güzel giyinirler, güzel konuşurlar. Her anlamda dört dörtlüklerdir. Fark edilmeyi beklerler…ve fark edilmeleri beklenenden biraz daha uzun sürebilir. Nedenini başarılı çalışan’ı okuduğunuzda daha iyi anlayacaksınız.


VAZGEÇİLMEZ ÇALIŞAN!Çalışan eğrisinin en tepesi ve iş hayatının Nirvanasıdır! Çalıştıkları şirket onların yerine artık bu kadar başarılı birini bulamayacağına yürekten inanmakta ve gitmemeleri için onları nasıl mutlu edeceklerini şaşırmaktadır. Vazgeçilmez çalışan olmanın yolu yine birazdan anlatacağımız başarılı çalışan profiline erişmek ve burdaki seyri aynı motivasyon ve istikrarla yıllar boyu sürdürmekten geçer. Dolayısıyla biz şimdilik vazgeçilmez çalışanı da hızlıca bir kenara bırakabiliriz.


BAŞARILI ÇALIŞANGeldik ana meseleyeee…Bu kişiler standart çalışan özelliklerine zaten sahiptirler.(Cepte) Bir de bunun üzerine şirketlerinde ve sektörlerinde ses getiren çok başarılı projelere imza atarlar. Pazardaki ihtiyaçları herkesten daha iyi görebilir ve işleri için fırsata dönüştürebilirler. — Bu söylemler kulağa çok jenerik geliyor olabilir, kesinlikle farkındayız. Fakat şimdi bu yazıyı okuyan her bir kişi için bu duvarları nasıl yıkacağımızı anlatma sırası geldi. Gün bugün! O terfi buraya gelecek hem de plaketle.


İNOVASYON METODOLOJİLERİNİ KULLANARAK İŞİNİZDE SES GETİREN PROJELER YARATMAK

Hepimizin çalıştığı şirketleri bir başka kişiler ya da bir başka kuruluşlar kurdu - ya da çalıştığınız pozisyonda belki 1 belki 100 kişi daha önce çalıştı. Yani bizim gün içinde yaptığımız şeyleri birileri zamanında düşündü, tasarladı, test etti ve hayata geçirdi.Bize bu noktada iki görev düşüyor; birincisi mevcut düzeni mümkün olan en iyi şekilde sürdürmek, ikincisi de inovasyonla mevcut düzeni iyileştirmek ya da yeni ve faydalı bir düzen oluşturmak. Bunun için de bulunduğumuz yerden bir adım geriye çekilerek büyük resmi birlikte görmeye çalışalım.“Bu sürecin temelinde sizinle Tasarım Odaklı Düşünme metodolojisini temel alarak bir yol haritası oluşturacağız.”




1.ANALİZ VE TEŞHİS:


İlk adım başarılı olmasını istediğiniz projenizin hangi probleme çözüm bulacağını belirlemekle başlıyor. Tüm sürecin insan odaklı olması gerektiği konusunda bir hatırlatma yapmak istiyoruz. Yani iş probleminizin temelinde hangi insan için çözüm bulmayı hedefleyeceksiniz? Bunun bir ev hanımı, beyaz yaka çalışan, makine operatörü ya da bir şirketin CEO’su olması hiçbirşeyi değiştirmez B2B’de olsa B2C’de olsa insan insandır!O zaman başlıyoruz…Boş bir kağıdın ya da tahtanın sol tarafına bugünü işaretleyin ya da çizin. Sağ tarafa ise ister 6 ay ister 2 yıl ister 50 yıl sonra gerçekleştirmek istediğiniz hedefinizi yazın. Ne kadar zaman sonra hayalinizi kurduğunuz o hedefe ulaşacaksınız?Biz evinde pasta tasarımları yapan birinden bahsederek sizin için böyle bir örnek hazırladık.

Tamamdır, şimdi hayalini kurduğunuz o hedefe ulaşmanızı engelleyecek tüm kötü senaryoları düşünün ve listelemeye başlayın.


  • Pastacının işi için örnek:

  • İyi bir dükkan yeri bulamayabilirim,

  • Pasta tasarımlarımın fotoğraflarını istediğim kadar iyi çekemeyebilirim,

  • Pastalarımın lezzet standardını koruyamayabilirim, o zaman tasarımların da bir önemi kalmaz,

  • Yaptığım tasarımlar bir süre sonra ilgi çekici olmayabilir,

  • İyi pasta yaptığım gibi iyi iletişim yapamayabilirim,


Bu liste 4–5 tane senaryo ile de son bulabilir, 15–20 senaryoya kadar da gidebilir.Ortaya çıkardığınız kötü senaryoların hepsi aslında sizin için artık üzerine çalışabileceğiniz bir iş problemi. Peki siz hangisini önceliklendirmek istiyorsunuz? Bu adımı finalize etmek için işe sizin kadar yakın olan bir ya da bir kaç kişiden destek almanızı tavsiye ederiz. Problemlerin hepsini bir araya getirerek iş arkadaşlarınızla beraber oylayın ve ilk odaklanmak istediğiniz iş problemini belirleyin.Pastacı örneği için seçilen iş problemi;“Yaptığım tasarımlar bir süre sonra ilgi çekici olmayabilir.”


2. İÇGÖRÜ (EMPATİ):


Sürecin insan odaklı olduğunu belirtmiştik. Bu da demek oluyor ki aslında bizim iş problemimizin merkezinde de çözümün içinde de hedef kitlemizin ihtiyaçları ve duyguları olmalı. Yoksa biz bu kadar zahmete ne için giriyoruz ki?Bunu yapmak için yalnızca çok zaman ve bütçe harcanmış kantitatif araştırmalara ihtiyacınız yok. Doğrudan hedef kitlenizin kendisiyle ya da markanızın müşteri ilişkilerinden bir kaç kişiyle gerçekleştireceğiniz derinlemesine görüşmeler iş probleminize çözüm bulmanız için oldukça yardımcı olacak.



Bilgi almak istediğiniz kişiyle karşılıklı oturun ve bırakın size konuyla ilgili bildiği, istediği ve istemediği herşeyi anlatsın. Duyduklarınıza hayran kalabilirsiniz.

Pastacı örneği için örnek sorular:Ne tip kutlamalardan hoşlanırsın? En son bulunduğun kutlamadan bahseder misin? Kendini nasıl hissettin?Pasta bu kutlamalarda nasıl bir rol üstleniyor?Pasta senin için ne ifade ediyor?Kutlama pastalarında sevdiğin ve sevmediğin şeyler nelerdir?Bana hayalindeki pastayı anlatır mısın?Bu görüşmelerden aldığınız tüketici ihtiyaçları ve içgörülerine göre iş probleminizin çerçevesini de mutlaka gözden geçirmelisiniz.


3. BEYİN FIRTINASI:


Artık iş probleminiz üzerine fikir üretebileceğiniz kıvama geldi! Sıra beyin fırstınası adımında.Beyin fırtınası için yapılan atölye çalışmalarını son 5 yıldır artık yemek sepetinden yemek seçerken bile rahatlıkla yapabildiğimiz bir noktaya geldik. Yapmasına yapıyoruz fakat bazı kritik noktalarda eğer güzel dokunuşlar yaparsak beyin fırtınasından çıkan fikirlerin kalitesini ciddi oranda artırabiliriz.


  1. LOKASYON SEÇİMİ: Yaratıcı toplantılarınızı mümkün mertebe her gün çalıştığınız ofis ortamında ya da toplantı odasında yapmayın. Renkli, ferah ve size günlük işlerinizi hatırlatmayacak bir yer seçip zihninizin rahatlmasına yardımcı olun.

  2. KATILIMCILARIN BELİRLENMESİ: Beyin fırtınası çalışmalarının verimini artırmak için en az 4–5 kişiyle çalışmakta fayda var. Buna ek olarak odanın içinde farklı rollerden kişilerin bulunması da fikir kalitenizi yine doğrudan etkileyecektir. Örneğin; pazarlama, bölge satış ekibi, operasyon, insan kaynakları vb

  3. ODADA OLMAK: Bu tip toplantılar sırasında hem fiziksel hem de zihinsel olarak odanın içinde olmaya özen gösterin. Buna yardımcı olabilmek için de bilgisayarınızı ve telefonunuzı beyin fırtınası seanslarında bir kenarda bırakabilirsiniz. Bunu yapmak hafta içi mümkün değil ise atölye çalışmalarını mesai sonrası ya da haftasonu gerçekleştirebilirsiniz.

  4. KAĞIT VE KALEM: Fikir geliştirirken mutlaka aklınızdan geçenlere şekil verebilmek ve unutmamak için aktif not aldığınızdan ve bunu da en yaratıcı malzemelerle yapmaya özen gösterdiğinizden emin olun. (Hamur kağıt, renkli keçeli kalemler, renkli pos-it kağıtlar vs)

  5. ROL DAĞILIMI: Odanın içindeki dinamiği belirleyen önemli noktalardan biri de kişilere verilmiş rollerdir. Mutlaka bir kişinin akışı ve ekibi desteklemek üzere kolaylaştırıcı rolünü aldığından emin olun.

  6. POZİTİF TUTUM: Beyin fırtınası sırasında ekip arkadaşlarınızın fikirlerini herhangi bir engelden bahsederek öldürmeden önce nasıl geliştirebileceğinizi değerlendirin. Ekip olarak birbirinize destek olun ve cesaret verin! Fikirlerin uygulanabilirliğinin testini ya da planlanma sürecini 4.adım olan prototipleme sırasında zaten yapacağız.

  7. X10 FİKİR: Beyin fırtınası sırasında aradığımız şey yarın hayata geçirebileceğimiz mükemmellikte fikirleri ortaya koymak değil. Amacımız en yaratıcı, çılgın ve yeni fikirlere ulaşmak. Bu yüzden odadan 1 harika fikirle değil de 10 çılgın fikirle çıkmaya çalışın.Sanırım gerekli hatırlatmaları yaptık. Hazır olunca başlayabilirsiniz.


Varsayalım ki elinizde atölye çalışmasında ortaya çıkan 10 tane fikir oldu ve doğal olarak hangisiyle ilerleyeceğinizi seçmek istiyorsunuz.Bu aşamanın son dokunuşu olarak fikirlerinizi her biri görsel ve metin olacak şekilde birer A4'e aktarmanızı ve odanın içindeki kişilere 2 tane oy kullanma hakkı vererek hep birlikte oylamanızı öneriyoruz.Fikirleri seçtiysek nasıl test edeceğimize bakalım…


4. PROTOTİPLEME VE TEST:

Büyük projelerde çalışırken hepimizin başına gelmiştir mutlaka; pazarlama ekipleri lansman projesinin planlamasıyla mükemmel olana kadar neredeyse 6 ay boyunca uğraşır…Sonra bu plan harcanan onca zaman ve onca bütçeden sonra lansman tarihi gelince bir günde TV, radyo, billboard ve saha uygulamalarıyla hayata geçer ve herkes nefeslerini tutar çünkü başarılı olup olmayacağından kimse %100 emin değildir. İşte sırf bu nedenle inovasyon modellerinde mükemmel diye birşey yoktur — hep daha iyisi vardır. Fikir henüz gelişim aşamasındayken test edilir, geri bildirim alınır ve iyileştirilir. Biz de tam olarak bunu yapacağız. Prorotipleme size fikrinizi hedef kitleniz ile buluşturup test ederek daha iyi bir versiyonunu geliştirebilmeniz için fırsat tanır.Uygulama ve test becerinizi iyileştirebilmek için prototipleme metodlarını iyice araştırmış ve anlamış olmanızı tavsiye ediyoruz.Fikirlerinizin prototiplerini hazırladıktan sonra hedef kitlenizi temsil eden bir ya da birden fazla kişi ile buluşturarak ne düşündüğünü sorun. Geri bildirimleri aktif şekilde not alın ve kendinize fikrinizin gelişim noktalarını belirleyin.Böylece yukarıda da bahsettiğimiz gibi fikirleriniz her geri bildirim aldığında daha iyiye gidecek ve projelerinizde hem zamanınızı hem de kaynaklarınızı optimize edebileceksiniz.


PROJENİZ HAZIR..ŞİMDİ UYGULAMA ZAMANI!

Buradan sonrası artık doğru proje planlaması, doğru ekiplerin bir araya getirilmesi ve yönetilmesi gibi sizin uygulamada devralacağınız sürecin başlangıcı ile devam ediyor. Bu yaklaşım ile işinize farklı bir pencereden bakabileceğinize inanmakla beraber fark yaratabilir, “bir dakika bu projeyi kim yaptı!” gibi pozitif ve etkileyici tepkiler alabilirsiniz.Kim bilir belki de yalnızca bir küçük kıvılcımla parlamanız kariyer adımlarınızı hızlıca çıkabilmeniz için size yardımcı olacaktır.

Biz öyle umuyoruz.


Sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz:

info@seedmc.org

0 görüntüleme

SEED MC © 2019. All rights reserved.

  • Black Facebook Icon
  • Black Instagram Icon