Ara
  • Ege Dikencik

Neler Oluyor Biri Açıklasın; Ofis, Arkadaşlık ve Kendini Sevme



Gün içinde paket servis yapan elemandan ABD’de yüksek lisans yapmış akademisyene gelir dağılımında farklı aralıklarda kalan herkesin dilinden çıkabilecek sıradan cümleleri bir alıntıya dönüştürmeyi deniyoruz. Sırf bunu “Jeff Bezos’un da dediği gibi,” diye not düşebilmek için takip ettiğimiz ve hafızamızda yer eden öyle içerikler var ki…


Bunlara değinmekte bir beis yok fakat yaşadığımız sıra dışı günlerin bizde bıraktığı etkiler çalışma ve yaşama rutinimizi değiştirdi. Öncelikle zaman yönetimi zorlaştı. “Şartların en iyisi için çalışanlar kendini silkeliyor mu,” konusuna değinen çalışmalara ise her gün bir yenisi ekleniyor.


Stanford Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nde profesör olan Nicholas Bloom, evden çalışmanın sonucu 2021’de yeni ürünler üzerine daha az fikrin oluşacağını düşünüyor. Çünkü pandemi sürecinde dünyanın birçok yerinde uygulanan evden çalışma rutini, dikkat dağıtan unsurlara karşı koyulması veya onların fark edilmesi hususunda başarılı olunmadığını gösteriyor.


Daha önce yapılan çalışmalar da evden çalışmanın verimliliği artırdığına yönelik sonuçlar yakalasa da Bloom’un yönettiği ve Çin merkezli seyahat şirketi The Ctrip’teki 1.000 çalışan ile yürütülen araştırma, ofisteymişçesine kurallara bağlı kalmanın odağı kaybetmemek için kritik olduğunu gösteriyor.

Bloom ayrıca büyük fikirlerin yüz yüze çalışmalarda yeşerdiğini vurguluyor. Aslında yaklaşık 50 sene önce, kişilerin evden çalışması gündeme gelmiş fakat pek çok işveren, çalışanlarının performansından emin olmadığı için bunu desteklememişti. Peki, evde çalışırken nasıl ofiste olduğu gibi verimli ve disiplinli bir hâle geçebiliriz?


Bunun için birkaç öneri var, onları derlersek;

  • Çalışırken Pomodoro prensibi uygulanabilir: Bu, bir konu üzerine 25 dakika çalışıp beş dakika ara vermek gerektiriyor; bunu gün sonuna dek, molaların süresini artırmak kaydıyla blok olarak tekrarlamak mümkün.

  • Avustralya merkezli topluluk platformu Airtasker’ın 1.004 kişiyle gerçekleştirdiği bir araştırmada katılımcıların yüzde 30’una göre, yapılacaklar listesi tutmak üretkenliğe katkı sağlıyor.

  • Ofisteymiş gibi rutinler oluşturmak ve çalışma saatlerini belirleyip iş harici kimseyle iletişime geçmemek katkı sağlayabilir.

  • Dikkatin dağılmaması için telefonun sessize alınması, evdeki konforu hatırlatan yatak gibi yerlerden kaçınmak da yerinde olur.


Peki, günün verimli geçmesi yeterli mi? Elbette ki değil. Pandemi ile beraber sosyal mesafenin girdiği ilişkilerin sonunda, telefonun öbür ucunda aramak istenilen kişilerin olmaması kaygısı taşınıyor. BBC’de yer alan bir yazıya göre arama yapmak veya Zoom ile konuşmak gibi iletişim yöntemlerinin kullanılma sıklığının artması bizde kaygı bozukluğu yaratabilir. Daha önce duymadıysanız telefon kaygısının çok yaygın olduğunu da ekleyelim.


Sürecin ne pahasına olursun sosyalleşmek ile yapayalnız kalmak arasındaki uçurumunu fark eden ülke yönetimleri de bazı önerilerde bulundu. Örneğin, Hollanda yönetimi gençlerin cinsel hayatları için tek bir partnere sadık kalarak seksbuddy bulmalarını önerdi. Kanada’daki kimi eyaletlerde ise iki hanenin fiziksel temasa ihtiyaç duymadan -bunlara double bubbles deniyor- birbirleriyle arkadaş olması teşvik edildi. Peki, ne yaparız da bu süreçte bize en uygun sosyalleşme yöntemini bulabiliriz? Bu soru kafanızda dönüp duruyorsa birkaç önerinin zamanı:


  • Sosyalleşmeye hazır hissediyorsanız öncelikli olarak açık alanda buluşmalar ayarlayabilirsiniz. Çimler sizindir.

  • Eve davet için beş kişiyi yerine bir kişiyi çağırmanız, aynı şekilde tek misafir olacağınızı bildiğiniz bir yere konuk olmaya özen göstermeniz de faydalı.

  • Bütün bunlara eşlik edecek birini bulmak zor geliyorsa öncelikle birkaç telefon konuşması yaparak “sosyal” mesafenizi azaltabilirsiniz.

  • Vücut yani beden dili birçok şeyi ifade ederken oldukça dürüst. Yanlış elektrik vermemek ve kasılmamak için nefes egzersizleri veya spor yapmak iyi gelebilir. (Ne alaka demeyin, endokrinolojiye güvenin).


Son olarak, vücut demişken eklemek gerekir ki her şeyden önce bireylerin kendilerine olan sevgilerinin bu zamanda sınandığı söyleniyor. Kimseyi göremeyecek olmak, düzensiz çalışma saatleri, pijamayla toplantıya girebilmek özellikle kilo alınmasına sebep oldu; odağı kaybetmek kişiler üzerinde kısa vadede bu etkileri yapıyor. Peki, ne yaparız da hayat şartlarımız içinde fiziksel ve ruhsal sağlığımızı koruyacak bir düzenle ilgili kendimizi motive ederiz? Zamanın yarattığı hissin geçici olsa da kalıcı travmalara sebep olmaması için konunun uzmanları birkaç rutin eklenmesini tavsiye ediyor:


  • İyi hissettirmeyen kişileri sosyal medyadan çıkartıp pozitif yazıların görünürlüğünün artırılması iyi bir başlangıç olabilir. Bitch, don’t kill my vibe.

  • The Meaning Of Success, Insights From Women At Cambridge isimli kitapta övgü alınan anların hatırlanmasına vurgu yapılıyor. Bununla ilgili bir liste yaparak iş arkadaşlarınızın ve yakın çevrenizin size söylediği övgüleri not edebilirsiniz.

  • Bu dönem için bir başka öneri de kar amacı gütmeyen kuruluşlara veya bir hobiye yönelmek.

  • Kaliforniya Üniversitesi’ndeki bir araştırma uyku düzenine kötü olan deneklerin kaygı seviyelerinin yüzde 30 yükseldiğini ve bunun yemek yeme, spor yapma gibi eylemleri etkilediğini ortaya koydu. Uyku kalitenizi artırmak için karanlık ve havalandırılmış bir ortama dikkat etmeli.

127 görüntüleme

SEED MC © 2017. All rights reserved.

  • Black Instagram Icon